Glitter Photos

Glitter Graphics

Glitter Photos

Gülay la el emeği işler..... Kurdele Nakışı

Cuma, Eylül 24, 2008 - arkadaslık adına :))

                     dünya capında arkadaslık  ödülü  beni bu ödüle layık gördükleri için  sevgili  blogcu  arkadaslarım    (GÜLAYCE)  ve (MODADANESİNLENDİKLERİM)  arkadaslarıma tesekkür ediyor ve bende  bloguma ziyarete gelen arkadaslarıma ithaf ediyorum   tüm dostlarıma selam ediyorum ... dua ile ..
Yorum (7) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Pazar, Ağustos 14, 2008 - güzel bir hikaye

kardelan ve hercai
Tüm çiçeklerin açtığı ve ve sevgili olan çiçeklerin buluşma zamanıdır bahar.her yer mis gibi kokularla cennet güzelliğindedir.tüm bu güzelliklerin yanında bir de en büyük aşka sahip olan iki çiçek vardır.onların aşkı dillere destandır.her çiçek açmak için bir nedenleri olmasa bile sadece bu aşıkların mutluluklarını görebilmek için açarlarmış.bu sevdalı çiçekler bir gün bir karar alırlar."mademki aşkımız bahar zamanı dillere destan oluyo biz de bir değişiklik yapalım aşkımızı diğer mevsimlere de taşıyalım"derler.ve solma zamanları geldiğinde birbirlerine kış mevsiminde açmak üzere veda ederek ayrılırlar.
artık zaman kıştır.çiçeklerden biri tüm heycanı ve cesaretiyle kış mevsiminin tüm zorluklarını yenerek aşkı için muhteşem bir güzellikte açar.fakat sevgilisi yoktur!bekler bekler bekler....fakat yoktur sevgilisi!büyük bir hayal kırıklığına uğrar.kış mevsimi biter ve bahar mevsiminde sevgilisini yarı yolda koyan çiçek açar.o da muhteşem bir güzelliğe sahip olduğu için etrafından gelen iltifatlarla kendinden geçer ve sevgilisini unutur.bunu öğrenen o cesaretli sevgili artık bahar mevsiminde açmamaya karar verir.çünkü o hala aşkına sadıktır ve sözünü yerine getirir.
işte aşkı için her türlü zorluğu yenen ve muhteşem bir güzelliğe sahip olan bu çiçeğe KARDELEN adı ; sevgilisine ihanet eden diğer bahar güzeline ise yaptığı davranışı tam anlatabilecek bir isim olan HERCAİ adı verilmiştir.bundan sonra herkes KARDELEN in sadakatinden HERCAİ nin ise ihanetinden bahsetmiştir hep.....
ASLINDA ŞÖYLE BİR DÜŞÜNÜRSEK BİZLER DE BİRER HERCAİ VE KARDELENİZ! AMA HERCAİNİN İHANETİ YERİNE KARDELENİN AŞKA OLAN SADAKATİ VE İNANCIYLA BİZ DE İYİ BİR SEVGİLİ EŞ ARKADAŞ OLABİLİRİZ...HİÇBİR ŞEY KOLAYLIKTAN GEÇMİYOR.HER ŞEY ZORLUKLARI YENEREK KAZANILIYOR.BİZDE KOLAYI SEÇENLERDEN OLMAYALIM
Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Çarşamba, Haziran 30, 2008 - kadınların bitmeyen işleri

Akşam annemle babam televizyon
 
 seyrediyorlardı.Annem,Geç
 
oldu,' dedi, 'zaten yorgunum, ben yatıyorum

Annem kalktı, mutfağa gitti. Çerez-meyve tabaklarını çalkaladı kaldırdı.Sabaha
 
hazır olsun diye çaydanlığı

doldurdu, demliğe çay koydu
.
Şekerliğe baktı, dibinde az kalmış, üstüne ekledi.>Kahvaltı

için buzluktan ekmek çıkardı, akşam yemeği > için çözülsün diye

de eti aşağıya koydu.>Kahvaltı masasını hazırlamak için

masanın üstündekileri topladı.
 
Telefonu şarja koydu, telefon defterini kapatıp> yerine

koydu. Sonra çamaşır makinesinden ıslak >çamaşırları çıkarıp

astı ve makineyi tekrar doldurdu.>Banyodaki çöp

sepetini boşalttı. Islak bir havluyu kurusun diye duş

perdesinin borusuna astı. Bir gömlek ütüledi, kopuk düğmesini

dikti.Çiçekleri suladı. Esneyerek gerindi ve yatak odasının

yolunu tuttu . Çalışma masasının

yanından geçerken durdu, öğretmene tezkere yazdı, okul gezisi

için para sayıp ayırdı, eğildi, sandalyenin altına girmiş

ders kitabını aldı, masanın üstüne koydu.Kek
 
tarifleri defterini çıkardı,arkadaşına söz verdiği tarifi bir
 
kağıda yazdı, çantasına koydu.> Bakkaldan alınacakları not

etti, notu da çantasına koydu.
 
Sonra gitti, 3'ü 1 arada temizleme losyonuyla yüzünü

 yıkadı,dişlerini fırçaladı. Gece kremini ve kırışık

 önleyici nemlendiricisini sürdü.>>>Tırnaklarına

baktı, törpüledi. İçeriden 'sen yatmaya gitmemiş mıydın' diye
 
seslenen babama 'şimdi gidiyorum' deyip köpeğin su kabını
 
doldurdu. Kapıları pencereleri kontrol etti, holdeki 

lambayı yaktı.Kardeşimin odasına gitti,

oğlan uyumuş, lambasını söndürdü, bilgisayarını

kapattı,gömleğini astı, yerdeki kirli çorapları toplayıp

sepete attı. Bana geldi, 'haydi yat artık, biraz da yarın
 
çalışırsın,dedi. Kendi odasına

gitti, saati kurdu, ertesi gün giyeceklerini hazırladı. 6

maddelik acil işler listesine 3 madde daha ekledi
 
  Kendi kendine iyi geceler diledi, hayallerinin gerçekleştiğini gözünün önüne
 
getirdi. İşte
 
o sırada babam televizyonu kapattı, ortaya öylece bir 'ben
 
yatıyorum' dedi ve gitti yattı.Sizce bu işte
 
bir gariplik yok mu? Kadınların neden daha uzun yaşadığını
 
merak etmiyor musunuz? ÇÜNKÜ BİZİM YAPIMIZ UZUN
 
ÇEKİŞLİ (ve işimizi bitirmeden öyle çabuk çabuk ölemeyiz)!

 Şimdi bu yazıyı tanıdığınız olağanüstü

kadınlara gönderin - emin olun, hepsi bayılacaktır. SONRA DA
 
ARTIK YATIN
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Çarşamba, Haziran 30, 2008 - küçük bir hikaye dost bildiklerimizle ilgili !

Genç adamın biri,
Dermiş babasına her gün;
'Benim de dostlarım var, sendeki dost gibi'
Baba, itiraz eder,
Olmaz öyle çok dost, hakikisi
Belki bir, belki iki,
Fazlasını bulamazsın gerçek, hakiki...
Devam eder durur konuşma...

Aralarında başlar bir tartışma,
Karar verirler bir sınava,
Dostun hakikisini anlamaya...
Bir akşam bir koyun keserler,
Ve koyarlar çuvala.

Baba der ki oğluna,
'Hadi al bu çuvalı, şimdi götür dostuna'.

Çuvaldan kanlar damlamakta,
Sanki öldürmüşler de bir adamı,
Koymuşlar çuvala,
Dıştan böyle sanılmakta.
Delikanlı sırtlar çuvalı,
Gider en iyi bildiği dostuna,
çalar kapıyı.

O dost, bakar ki bir çuval,
hem de kanlı,
Kapar hızla kapıyı delikanlının suratına,
Almaz içeri arkadaşını,
Böylece tek tek dolaşır delikanlı,
Kendince tanıdığı, sevdiği dostlarını.

Ne çare, hepsinde de sonuç aynıdır.
evlat geriye döner.
Ama içten yıkılır...

Babasına dönerek; haklıymışsın baba ' der.
Dost yokmuş bu dünyada ne sana, ne de bana.
Baba 'hayır Evlat 'der, benim bir dostum var bildiğim.
Hadi, çuvalı alda bir kerede git ona.
Genç adam, çuvalı sırtlar tekrar.
Alnından ter, çuvaldan kanlar damlar...
Gider, baba dostuna. Kabul görür, sevinir.

O dost, delikanlıyı alır hemen içeri.
Geçerler arka bahçeye.
Bir çukur kazarlar birlikte,
Çuvaldaki koyunu gömerler adam diye,
Üzerine de serpiştirirler toprak.
Belli olmasın diye dikerler sarımsak...
Genç adam gelir babasına;
'Baba, işte dost buymuş' diye konuşunca,
Babası; 'daha erken, o belli olmaz daha.
Sen yarın git O'na, çıkart bir kavga,
Atacaksın iki tokat, hiç çekinmeden ona,
işte o zaman anlaşılacak, dostun hakikisi.
Sonra gel olanları anlat bana...'
Genç adam, aynen yapar babasının dediğini,
Maksadı anlamaktır dostun hakikisini,
babasının dostuna istemeden basar iki tokadı!

Der ki tokadı yiyen DOST;
'Git de söyle babana, biz satmayız Sarımsak tarlasını böyle iki tokada'
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Cuma, Haziran 11, 2008 - yaşanmış bir üyküyü sizlerle paylaşmak istedim çanakkale de veri

(Bu yasanmis oykuyu aktaran, sayin Dr.Omer Musoglu 85 yasindadir ve
halen
Istanbul Moda`da oturmaktadir.)
(Nakleden: KKTC Kurucu Cumhurbaskani Rauf DENKTAS, Yenicag Gazetesi,
01.08.2005 )

1957 yilinda Istanbul Tip Fakultesi`nden mezun olup ihtisas yapmak
uzere
ABD`ye gitmistim. Gorev yaptigim hastahanede basimdan geçen ilginç
bir
hadiseyi soyledir:

Amerika`ya gittigim ilk yillar... New York`da Medical Center
Hospital`da
gorev almistim. Fakat vazifem kan almak, kan vermek, serum takmak,
elektrokardiyografi çekmek gibi isler... Yeni gelmis doktorlar hemen
dogrudan hasta muayenesine, tedavisine verilmiyor.

Diger zamanlarda da laboratuvarda çalisiyorum.
Bir hastaya gittim.

Yaslica bir adam, tahminen yetmis bes yaslarinda. 'kan verecegim
kolunuzu
açar misiniz?' dedim. Adamcagiz kanserdi ve ayni zamanda kansizdi.
Kolunu
açtim, baktim pazusunda Turk bayragi dovmesi var.Çok ilgimi çekti,
kendisine sormadan edemedim: 'Siz Turk musunuz?' Kaslarini yukariya
kaldirarak 'hayir' manasina bir isaret yapti.
Ama ben hala merak ediyorum.
'Peki bu kolunuzdaki Turk bayragi nedir?'

'Aldirma oylesine bir sey iste.' dedi.

Ben yine israrla:
'Fakat benim için bu çok onemli, çunku bu benim milletimin bayragi,
benim
bayragim...'
Bu soz uzerine gozlerini açti. Derin derin yuzume bakti ve mirilti
halinde
sordu:

'Siz Turk musunuz?'

-Evet Turk`um.

Ihtiyar gozlerime tanidik bir goz ariyor gibi bakti. Anlatmaya
basladi:

'Yil 1915. Çanakkale diye bir yer var Turkiye`de. Orada savasmak
uzere
butun Hiristiyan devletlerden asker topluyorlardi. Ben, Avustralya
Anzaklarindandim. Ingilizler bizi toplayip dediler ki:

'Barbar Turkler Hiristiyan dunyasini yakip yikacaklar. Butun dunya o
barbarlara karsi cephe açmis durumda. Birlik olup uzerlerine
gidecegiz. Bu
savas çok onemlidir.' Biz de inandik gozlerine ve savasmak
isteyenler
arasina katildik.

Beynimizi yikayan Ingilizler Turklere karsi topladigi askerlerin
tamamini
Çanakkale`ye sevk ediyormus. Bizi gemilere doldurup Misir`a
getirdiler,
orada birkaç ay talim gorduk, sonra da bizi alip Çanakkale`ye
getirdiler.

Savasin siddetini ben ilk orada gordum. Oyle ki denize dusen gulleler
sulari metrelerce yukari fiskirtiyor, gokyuzunde havai fisekler
geceyi
gunduze çeviriyordu. Her taarruzda bizden de Turklerden de yuzlerce
insan
hayatinin baharinda can veriyordu. Fakat biz hepimiz Turklerdeki
gayret ve
cesareti gordukçe
sasiriyorduk. Teknolojik yonden çok çok ustun oldugumuz gibi sayi
bakimindan da fazlaydik. Peki onlara bu cesaret ve kuvveti veren sey
neydi? Ilk baslarda zannediyordum ki Ingilizlerin bize anlattigi gibi
Turkler barbarliktan boyle saldiriyorlar: Meger bu barbarliktan degil
yureklerindeki vatan sevgisinden kaynaklaniyormus.

Biz karaya çiktik. Taarruz edecegiz, bizi puskurtuyorlar. Tekrar
taarruz
ediyoruz, bizi yine puskurtuyorlar. Tekrar taarruz ediyoruz... Derken
boyle bir taarruzda basimdan yedigim bir dipçik darbesiyle kendimden
geçmisim. Gozlerimi açtigimda kendimi yabanci insanlarin arasinda
buldum.
Nasil korktugumu anlatamam. Ingilizler bize Turkleri barbar, vahsi
kimseler olarak tanitti ya... Ama dikkat ettim, bana hiç de ofkeli
bakmiyorlar, yaralarimi sarmislar. Iyice kendime gelince bu defa
çantalarinda bulunan yiyeceklerinden ikram ettiler bana. Iyi
biliyorum ki
onlarin yiyecekleri çok çok azdi. Bu haldeyken bile kendileri
yemeyip bana
ikram ediyorlardi. Sok oldum dogrusu.
Dedim ki kendi kendime:
'Bu adamlaristeseler beni su anda oldururler ama oldurmuyorlar, beni
doyuruyorlar. Veyahut isteseler onceden oldurebilirlerdi. Halbuki
beni
cephenin gerisine goturduler.'
Biz esirlere misafir gibi davraniyorlardi. Bu duygularla
`Yaziklar olsun bana` dedim.
Boyle asil insanlarla ben niye savasiyorum, niye savasmaya gelmisim?
Bu
Ingiliz milleti ne yalanciymis, ne kadar Turk dusmaniymis` diyerek
pisman
oldum.
Ama bu pismanligim fayda etmiyor ki... Bu iyilige karsi ne yapsam
diye
dusundum durdum gunlerce.

Nihayet bizi serbest biraktilar.

Memleketime dondum. Iste memlekette Turk milletini omur boyu
unutmamak
için koluma bu Turk bayragi dovmesini yaptirdim. Bu bayragin esrari
bu
iste.'
Benim gozlerim dolu dolu ihtiyara bakarken o devam etti:
'Talihin cilvesine bakin ki o zaman olmek uzereyken yaralarimi
iyilestirerek sihhate kavusmama çaba sarfeden Turklerdi. Simdi de
Amerika
gibi bir yerde yillar sonra yine iyilestirmeye çaba sarfeden bir
Turk...
Ne garip degil mi? Avustralya`dan Amerika`ya gelirken bir Turkle
boyle
karsilasacagimi hiç tahmin etmezdim. Siz Turkler gerçekten çok
merhametli
insanlarsiniz. Bizi hep kandirmislar, buna butun kalbimle
inaniyorum.'
Dr. Zeki Þengör

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Perşembe, Mayıse 5, 2008 - sevgili arkadasım pastacı pınardan siz dotslara bir hediye alınt

DOST VE ARKADAŞIN FARKI


 

Arkadaş evinize geldiğinde misafir gibi davranır
 

·  Dost geldiğinde buzdolabını açıp istediğini alır


·    Arkadaş senin ağladığını görmez


 

·       Dostunun omuzu ise senin göz yaşlarınla ıslanır


 

·    Arkadaş davetine katılınca bir paket hediye ile gelir


 

·       Dost sana yardım etmek için erken gelir; toparlanman için geç gider


 

·    Arkadaş, onu o yattıktan sonra ararsan rahatsız olur


 

·   Dost neden bu kadar geciktiğini sorar, derdini anlatmak için


 

·   Arkadaş bir kavgadan sonra her şeyin bittiğini düşünür

 


 

·   Dost ise tekrar arar


 

·    Arkadaş senin daima onun arkanda olmanı ister


 

·   Dost ise her zaman senin arkandadır


 

·    Arkadaş zaaflarınızı öğrenir ve onları kullanabilir


 

·   Dost zevklerinizi öğrenir ve onlara hitap eder


 

·    Arkadaş zayıflıklarınızı bilirse başınıza kakar


 

Dost zayıflıklarınızı bilirse örtmeye çalı şır
 


 

·    Arkadaş sizi ikinci görmek ister


 

·   Dost ikinciniz olmaktan şeref duyar


 


 

·     Arkadaş sıkıntınız olmadığında yanınızdadır


 

·    Dost sıkıntınız olduğunda size koşar
 


 

·      Arkadaşlarınıza siz huzur vermeye çalışırsınız


 

·     Dostlarınız size huzur vermeye çalışır


 

·       Arkadaş bu mesajı okur ve siler


 

·      Dost okur ve Dostlarına yollar...........

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Cuma, Nisan 30, 2008 - garip değilmi

GARİP DEĞİLMİ ?


Camiye bağışlamamız gerektiğinde bi 20 YTL gözümüze ne kadar büyük gözüküyor. Alışverişe giderken aynı 20YTL ne kadar da küçük geliyor gözümüze. GARİP DEĞİL Mİ?

Allah yolunda bir saat çalışmak ne kadar uzun bir vakit olarak gözüküyor gözümüze. Balık tutma, futbol veya TV de dizi izlemek için harcamaya kalktığımızda, aynı vakit nasılsa kısa geliyor bize. GARİP DEĞİL Mİ?

Bir cüz Kuran okumak için ne kadar emek sarfediyoruz. Çok satan bir romanın ikiyüz sayfasını okumak ise, bizim için ne kadar kolay. GARİP DEĞİL Mİ?

Kuranın dediklerini sıkı sıkıya sorgularken, gazetelerin yazdığına nasılsa hemencecik inanıyoruz. GARİP DEĞİL Mİ?

Namaz kılarken okuyacağımız ayetleri şaşırabiliyoruz da, bir arkadaşımızla konuşurken bülbül gibi şakıyoruz. GARİP DEĞİL Mİ?

İslami bir faaliyete vakit ayarlamak ne kadar da zor oluyor. Başka bir sosyal etkinliğe ise vakit bulmak ne kadar da kolay oluyor. GARİP DEĞİL Mİ?

Bir iki Kuran ayetini ezberlemek için nasılda uzun bir zaman ve çaba gerekiyor. Bir şarkı ezberlemeyi ise az zamanda nasıl kolay başarıyoruz. GARİP DEĞİL Mİ?

Bir rahibe baştan ayağa örtündüğünde kendisini Allah yoluna adamış biri diye saygı görür. Tesettürlü bir Müslüman hanımı gördüklerinde ise aynı insanlar onun baskı altında olduğunu düşünürler. GARİP DEĞİL Mİ?

Bir batılı kadın dışarıda çalışmak yerine evini tercih ettiğinde, çocukları ve evi için kendinden fedakarlık eden biri olarak saygı görür. Ama aynısını bir Müslüman hanım yaptığında, böyle yapmakla özgürlüğünü kısıtladığı düşünülür. GARİP DEĞİL Mİ?

Bir çocuk herhangi bir konuda ciddi bir yoğunlaşma gösterdiğinde, bu çocukta iyi bir potansiyel var denilir. İslami konularda bilgi edinmeye çok mereklı bir çocuğa ise problemli nazarıyla bakılır. GARİP DEĞİL Mİ?

Bir Yahudi sakal bıraktığında inancının gereği olarak böyle yaptığı düşünülür. Aynısını yapan bir Müslüman ise; FANATİK, AŞIRI UÇ, YOBAZ muamelesi görür. GARİP DEĞİL Mİ?

Bir hristiyan militanı birini öldürürse, işlediği cinayeti ile mensup olduğu din arasında bir ilinti kurulmaz. Ama bir Müslüman bir suç işlediğinde, O kişiden önce dini sanık sandalyesine oturtulur. GARİP DEĞİL Mİ?

Ve bütün bunlara rağmen, İslamiyet yeryüzünde en hızlı yayılan dindir. GARİP DEĞİL Mİ???

Ve bunları okuyupta hala ders almayan sen ben tam müslümanım dersin  GARİP DEĞİL Mİ ?

 

(ne dersiniz sizcede garip değilmi.)

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Cuma, Nisan 30, 2008 - güzel sözler

           (düşündürücü birhikaye )                                                  Günlerden bir gün köylerden birinde, adamin birinin esegi kuyunun içine düsmüs. Niye, nasil diye sormayin esek bu. Hayvancik saatlerce aci içinde kivranmis anirmis.

Sesini duyan sahibi kosup gelmis bakmis ki vaziyet kötü. Zavalli esegi kuyunun dibin de inliyor. Üstelik yarali.

Adam hemen köylüleri yardima çagirmis. Ne yapilabilecekleri hakkindaki konusmalar havada kalmis. Sonunda kurtarmaya degmeyecegini düsünüp, kuyuyu toprakla örtmeye karar vermisler.

Ellerine aldiklari küreklerle etraftan kuyunun içine toprak atmaya baslamislar. Zavalli hayvan, üzerine gelen topraklari her seferinde silkinerek dibe dökmüs. Ayaklarinin altina aldigi toprak sayesinde biraz daha yükselmis ve sonunda yukari kadar çikmis. Köylüler agizlari açik bakakalmis.
Hayat bazen bizim de üzerimize yüklenir. Üstümüzü toz toprakla örtmeye çalisanlar çok olur. Bunlarin üstesinden sizlanarak degil,
SILKINEREK geliriz.

               KÖR KUYUDA OLSAK BILE...

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Cuma, Nisan 9, 2008 - annelere gülay dan buket annaler gününe özel

                    

Yorum (6) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Cumartesi, Nisil 26, 2008 - ŞİİR

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->
El Emeği Göz Nuru İşlemeler

KATEGORİLERİM


KARDEŞ BLOGLAR

sumeyye2
tozlanmisyapraklar
yusufisler
serpil69
makhina
1964anne
hulela
nurosmanlitorunu16
selosafis
funda2008
gonuldeneledokulenler
sadiyedemir
becede
nazardeymesin07
muazzezv
funda2009
telkirmayasemince
aymuzese
safiye serbest
fidelya2
serhobi
petrapovllu
elifgulcelem
istehobilerim
aysummm
nurunhobileri